|
11/03/2006
BASIN AÇIKLAMASI
Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin niteliğinin yükseltilmesi ve
iyileştirilmesi için yapılan her türlü iyi niyetli girişimi
saygıyla karşılıyoruz. Bu düşünceyle sağlık bakanlığı
tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan sağlıkta dönüşüm
programını irdelemek ve pilot uygulama ile ilgili girişimleri
yerinde gözlemek amacıyla, Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı
Kolu, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Halk Sağlığı Anabilim
Dalları temsilcileri olarak kısa bir ziyaret yapmış
bulunmaktayız. Bu ziyaretimiz sırasında gösterdikleri ilgi,
konukseverlik ve açık yüreklilikle yaptıkları açıklamalar
nedeniyle başta Düzce İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, Bolu
Düzce Tabip Odası Üyeleri ve görüştüğümüz tüm sağlık
çalışanlarına teşekkür ederiz.
Kısa gezimizde edindiğimiz gözlemlerimiz ve görüşlerimizi
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, meslektaşlarımız ve kamuoyu ile
paylaşmayı bir görev olarak kabul etmekteyiz.
Gözlem ve
saptamalarımız şunlardır:
1- Uygulama öncesi hazırlıklar, uygulamaya yönelik
değerlendirmeler yetersiz, plansız ve bilimsellikten uzaktır.
2- Düzce’de aile hekimliği uygulamasına geçilmesinin
gerekçeleri tatmin edici değildir.
3- Aile hekimliği pilot uygulaması başarısız olsa bile
ülke genelinde yaygınlaştırılacağının vurgulanması kaygı
vericidir.
4- Koruyucu hizmetler önceliğini yitirmiştir. Birlikte
verilmesi gereken toplumsal hizmetlerin ayrı birimlerce
yürütülmesi planlanmıştır. Örneğin, bulaşıcı bir hastalık ile
karşılaşılması durumunda aile hekimlerinin sorumluluğu
yalnızca bildirim ile sınırlıdır.
5- Toplumsal ölçekte programlı bir gebe, loğusa, bebek
ve çocuk izlemi ve bağışıklama hizmeti gözlenmemiştir.
6- Koruyucu hizmetlerin alanda sürdürülmesinden
vazgeçilmiş, hizmet sadece başvuranlar veya çağrıldığında
gelenler ile sınırlandırılmıştır.
7- Hizmet kapsamındaki nüfusun tespitinde muhtarlık
kayıtlarına ve bireysel başvurulara güvenilmektedir ve olası
mevsimsel değişimlere (mevsimlik işçi, turizm, vb.) karşı
planlı bir hazırlık gözlenmemektedir.
8- Rekabetin hizmet kalitesini arttıracağı düşünülmüş ve
planlanmıştır, ancak uygulamalar hekim dışı personelin kayıt
dışı çalıştırılması, hekimler arasında özellikle ortak
harcamalar ile ilgili tartışmalar ve yoğun ekonomik çıkar
hesapları gibi kaygı verici sonuçlara yol açmıştır.
9- Sosyalleştirmenin temel insan gücünü oluşturan “ekip”
kavramı parçalanmış, çok yönlü ekibin yerini “iki kişiden
oluşan” yeni bir ekip almıştır. Bu durum ileride önemli bir
işsizlik sorunu yaşanabileceğinin habercisidir. Sözleşmeli
statüde çalışma, sosyal güvenlik haklarını ortadan
kaldırmıştır.
10- Aile hekimliğinde görev almayan personelin gözden
çıkarıldığı ve yoğun ücret eşitsizlerine maruz bırakıldığı
gözlenmiştir. Bu eşitsizlikler çalışma barışına kalıcı zarar
verecektir.
11- Kayıtlar ve önemli bir sorun olarak görülmektedir.
Kayıtlar ile ilgili yeni bir sistematik yoktur. Kayıtlarla
ilgili sorunlara bilgisayar vb. teknoloji ile yanıt verilmeye
çalışılmaktadır. Aile hekimleri ve aile sağlığı elamanları
kayıtların niçin yapıldığı ve ne işe yaradığı konusunda tatmin
edici bilgiden uzaktır.
12- Planlanan gezici hizmetlerin yetersiz kaldığı ve sadece
tedavi edici hizmetlerle sınırlı gerçekleşebildiği
belirtilmiştir.
13- Toplum Sağlığı Merkezleri her türlü sorunda
görevlendirilebilecek yedek kuvvetler olarak algılanmaktadır.
Toplum Sağlığı Merkezleri daha düşük ücretle çalışan, daha
mutsuz ve daha terk edilmiş sağlık çalışanları ile hizmet
sunmaktadır. Bu merkezler, aile hekimliğini tercih etmeyen
personelin daha düşük ücretle depolandığı birimler halindedir.
14- Aile Hekimleri ve diğer aile sağlığı elemanları,
yıllardır süregelen düşük ücretlerin artmış olmasını olumlu
bulmakta ve memnuniyetle karşılamakta, ancak bu uygulamanın
uzun süreli olmayacağını düşünmekte ve gelecekleri ile ilgili
kaygı duymaktadır.
15- Uygulamanın olmazsa olmazı olarak nitelenen ve
belirtilen sevk zinciri (hastaların aile hekiminden sevk
almadan hastanelere başvuramaması) yaşama geçirilmemiş ve
Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli bulunmadığı ifade
edilmiştir.
16- Uygulamaların tüm aşamalarında görev alan sağlık
çalışanları, hekim dışı personelin gözardı edildiğini
vurgulamıştır. Bu durum, ekip ruhuna önemli oranda zarar
vermektedir.
17- Hizmeti kullananlar, yeni uygulamalarla yaşanan
değişimlerin çok farkında olmamakla beraber, hep aynı hekimle
iletişim kurmalarını olumlu olarak değerlendirmektedir.
18- Aile hekimlerinin çalışma ortamına yönelik
olanaklarında önemli bir değişim gözlenmemiştir. Çoğu yerde
yalnızca “Sağlık Ocağı” tabelalarının yerine “Aile Sağlığı
Merkezi” tabelasının koyulduğu gözlenmiştir.
19- Düzce’de yürütülen uygulamalar, ülke genelinde
yaygınlaştırılması planlanan modelin prim toplanması, hizmetin
toplanan primler ile finanse edilmesi ve sevk zinciri gibi
unsurlarından yoksundur. Bu yönüyle uygulamalar “pilot”, hatta
“pre-pilot” uygulama niteliğinden uzaktır ve dolayısıyla da
uygulamalardan elde edilecek sonuçların ülkesel ölçekte
yaygınlaştırma öncesinde fikir vermesi bilimsel olarak olası
değildir.
20- Görüşülen hekimlerin ifadelerine göre, ilaç harcamaları
yaklaşık %40-50 artmıştır. Hükümet, Düzce’de ortaya çıkan
sağlık hizmetlerindeki maliyet artışlarını açıklamalı ve
hesabını vermelidir.
21- Aile hekimliği uygulamalarında uygun ve doğru tıbbi
teknoloji kullanımı sadece çalışanlar arası rekabete
bırakılmıştır. Tıbbi teknolojinin doğru bir eğitim verilmeden
kullanılabilme olanağı bütçenin verimsiz kullanılmasına yol
açabileceği gibi hasta ve genelde toplum sağlığı açısından
istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Bizler, Halk Sağlıkçılar olarak; aile hekimliği pilot
uygulaması ile,
·
Ülke kaynaklarının etkin biçimde kullanılmadığını,
·
Kamuya ait kurum ve donanımın yasal düzenlemesi belirsiz bir
biçimde özel kullanıma sunulduğunu,
·
Tedavi edici hizmetlerin öncelenerek koruyucu hizmetlerin
ikinci plana itildiğini,
·
Ülkemiz insanını olumsuz etkileyecek uygulamalara geri
dönüşümsüz zararlara yol açmadan son verilmesi gerektiğini,
·
Amacın yeni bir model getirmek değil, var olan tüm modellerin
yok edilerek yüksek kar amaçlı bir karmaşa ortamı –Düzce’de
çalışan bir hekimin deyişiyle “kara düzen”- yaratmak olduğunu
DÜŞÜNÜYOR,
·
Düzce’de ülkemizin diğer bölgelerine oranla daha iyi altyapı
olanaklarına sahip olan sosyalleştirilmiş sağlık hizmetlerinin
tahrip edilmesi anlamına gelen uygulamalara harcanan paranın
çok daha azıyla sosyalleştirilmiş sağlık hizmetlerinde
güncelleme ve iyileştirme sağlanabileceğine,
·
Var olduğu söylenen kaynakların sonu belirsiz bir macera
yerine var olan sistemin desteklenmesi ve geliştirilmesinde
kullanılmasının daha akılcı ve etkin olduğuna İNANIYOR VE
TALEP EDİYORUZ.
Türk Tabipleri
Birliği Halk Sağlığı Kolu
Halk Sağlığı
Uzmanları Derneği
Halk Sağlığı Anabilim
Dalları Temsilcileri
|