12. PRATİSYEN HEKİMLİK KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

 

12. Pratisyen Hekimlik Kongresini, 66 ilden 1100 katılımcı ile 17–21 Ekim 2007 tarihleri arasında, “İYİ HEKİMLİK, SAĞLIK HAKKI VE TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN SAĞLIK OCAĞIMA DOKUNMA” ana teması ile Antalya’da gerçekleştirdik.

Sağlık Bakanlığından hiçbir yetkilinin 30000 pratisyen hekimlerin sorunlarının tartışıldığı kongremize katılmayarak, taleplerimize kulak vermemesi, bizler için sürpriz olmamakla birlikte tarihe kayıt olarak düşülmüştür.

Kongremizde bu yıl 30 mesleki/bilimsel oturum, 5 kurs ve bilimsel araştırmalar yer aldı. Kongremiz sadece bilimsel değil dostça bir ortamı da hedeflemekteydi, bu nedenle çeşitli sosyal etkinliklerde birlikte olduk.

İyi hekimlik, sağlık hakkı ve toplum sağlığının, sağlık sistemimizdeki en önemli mevzii SAĞLIK OCAKLARI’ mızdır. İşte bu nedenle “Sağlık Reformları” adı ile başlayıp “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” ile sürdürülen SAĞLIĞIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ planının ilk ve en yoğun saldırı alanı sağlık ocaklarımızdır. Kongremiz boyunca sağlık ocaklarına dokunanların asıl amaç ve yöntemlerini, her boyut ve derinlikte tartıştık.

Önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da kongremize diğer ülkelerden (İngiltere, Yunanistan, Slovakya)  konuşmacılar davet ederek, dünyada neoliberal reformların sağlık ve birinci basamak hekimlik alanındaki yansımalarını tartıştık. Bir kez daha gördük ki, ülkemizde yaşanmakta olanlar, sadece bize özgü değildir. Batı’nın en gelişmiş ülkelerinden Doğu’nun en yoksul ülkesine kadar, aynı oyun sahnelenmektedir. Bu nedenle mücadelenin ortak ve halkların dayanışması ile yapılabileceğini saptadık.

Sağlık finansmanı genel vergilerden karşılanmalıdır. Hizmet alımı sırasında katılım payı, sigorta sistemleri ile ücretsiz sağlık hakkının gaspına izin vermeyeceğiz. Sağlık çalışanları açısından da çalışma barışını bozan, etik ihlalleri arttıran, emekliliğe yansımayan “Performansa Dayalı Ek Ödeme” yerine, ek iş yapma gereksinimi duymadan, toplu sözleşme ve grev hakkını içeren ücretlendirmeyi talep ediyoruz.

12. Kongremizde Sağlıkta Dönüşüm Programını ve 1. Basamak sağlık hizmetleri alanındaki yansıması olan Aile Hekimliği uygulamaları ve sonuçlarını birlikte değerlendirdik.

Aile hekimliği, dayatılan şekli ile çağdaş sağlık anlayışına uygun bir hizmet sunumu değildir. Üstelik bu alandaki insan gücünün eğitimi bu gün için bir haftalık “Uyum Eğitimi”ne denk gelmektedir. İleriye dönük olarak da uluslar arası ihaleye açılan ve ülkemiz ihtiyaçlarına ne kadar karşılık geleceğini belirsiz “İkinci Aşama Eğitimleri” ile devam etmesi planlanmaktadır. Bu nedenle birinci basamak sağlık hizmeti sunumuna uygun hekim insan gücü yetiştirmekten uzak bu program yerine, Türk Tabipleri Birliği Genel Pratisyenlik Enstitüsü tarafından yürütülmekte olan, kendi eğiticileri ile sağlık ocaklarında yürütülecek mesleki eğitim programının yaygınlaştırılmasının gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Kongre katılımcıları olarak başta sağlık ocaklarımız olmak üzere çalışma alanlarımızda yaratılmaya çalışılan kaotik ortam bizleri aile hekimliğini seçen/seçmeyenler gibi sıfatlarla birbirimizden ayırmaktadır. Çalışma barışımızı bozmakta; doktoru, ebesi, hemşiresi, sağlık memuru, tıbbi sekreteri, şoförü, hizmetlisi ile sağlık çalışanlarını birbirine yabancılaştırmakta ve yalnızlaştırmaktadır. Bu, proje pratisyen hekimlerin örgütlülüğünü zayıflatmaya yöneliktir.  Oysa biz tercihlerimiz sonucu oluşan pozisyonlarımız ile değil, aile hekimliği sistemi ile mücadele etmekteyiz.

Aile hekimliğinin uygulandığı pilot (?) illerden kongremize katılan meslektaşlarımız, illerinde koruyucu sağlık hizmetleri ile ilgili olumsuzlukların yaşanmaya başlandığını ve hekimler arası rekabetin çeşitli etik sorunlara yol açtığını bildirmektedirler.

Aile hekimliğini seçmeyen ve toplum sağlığı merkezlerinde çalışan meslektaşlarımıza yönelik baskı, tehdit, sürgün uygulamalarının durdurulmasını talep ediyoruz. Pilot uygulama kapsamına alınması düşünülen illerde bundan önceki illerde yapılan baskıcı tutumlar terk edilmelidir.

Bir ülkedeki bağışıklama politikaları sağlık politikalarından bağımsız olarak düşünülemez. Bu nedenle Ulusal Aşı Programlarında bilim adamlarımızın önerileri göz ardı edilerek yapılan değişiklikler ve aşı üreten bir ülke yerine satın alan bir ülkeye dönüştürülmemiz de son dönemde sağlıktaki kaos ve özelleştirmenin bir sonucudur.

Verem ile savaş etkin olarak sürdürülmelidir. Doğrudan gözetim altında tedavii birinci basamağa entegre edilmelidir. Tüberküloz ve benzeri bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin Aile Hekimliği sisteminde yeri belli değildir ve bu durum halk sağlığı açısından endişe vericidir.

Kongremizde KYOTO PROTOLÜ’nün imzalanmasına, KAZ DAĞLARINDA ALTIN ARAMA gerekçesiyle yaşanacak çevre kirliliğine ve bilimsel - hukuki hiçbir dayanağı olmayan keyfe keder 65 YAŞ ÜSTÜ ÇALIŞMA YASAĞI’na karşı düzenlenen imza kampanyalarına yüzlerce meslektaşımız katılmıştır.

Kongre katılımcıları olarak, son yıllarda toplumdaki linç kültürü ile sağlık çalışanlarına karşı yaygınlaşan şiddet ve yansımalarını çeşitli boyutları ile ele alarak çözüm önerilerinde bulunduk.

Komşumuz Irak’ta, her gün yüzlerce insanın ölümüne yol açan işgalin sona erdirilmesi,  ülkemizin Irak bataklığına çekilmemesi için dünyanın neresinde olursa olsun tüm savaşlara ve savaş girişimlerine karşı kamuoyunu, basını, yetkilileri etkin çaba sarf etmeye davet ediyoruz.

Türk Tabipleri Birliği ve Pratisyen Hekimlik Derneği olarak yetkililere sesleniyoruz!

Sağlıkta Dönüşüm Programı ve “Pilot” uygulama diye yola çıkarak tüm ülke geneline yaygınlaştırılmaya çalışılan aile hekimliği uygulaması, toplum sağlığına, mesleki uygulamalarımıza ve sağlık çalışanlarına onarılması çok güç tahribatlar vermektedir. 

Bu güne kadar 1000’e yakın sağlık ocağımızı kapattınız, 2700 meslektaşımıza iş güvencesi olmayan sözleşmeler imzalattınız.

Tahribatı bir an önce durdurun .

“İYİ HEKİMLİK, SAĞLIK HAKKI VE TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN

SAĞLIK OCAĞIMA DOKUNMA”

 

 
 
 
 
 

 İletişim:

Türkocağı cad. No: 7 Cağaloğlu- İstanbul

Pratisyen Hekimlik Derneği © 2006

mail.gif (4439 bytes)

phd@phd.org.tr
 
Tüm Hakkı Pratisyen hekimlik Derneği'ne 2006® Tasarım: Dr.Hakan Şen